Arama:
Hem Asile Hem de Vekile Tebligat Yapılırsa Sürenin Başlangıcı
Tahmini okuma süresi: 2 dakika

YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ 2016/13621 E. , 2019/7319 K.

DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

KARAR : Kadastro sonucu, Simav İlçesi Ortacı Köyü çalışma alanında bulunan 217 ada 1 parsel sayılı 149.03 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına; 217 ada 2 parsel sayılı 207,70 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar … ve arkadaşları, çekişme konusu taşınmazlar içerisinde yer alan taşınmaz bölümünün adına tapuda kayıtlı bulunan 217 ada 5 parsel sayılı taşınmazın devamı olduğu iddiasına dayanarak tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

SONUÇ : Temyiz isteminde bulunan davacı asiller …ile …’in yargılama süresince kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri, dava dosyası içeriğinde yer alan gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat parçaları incelendiğinde, gerekçeli kararın adı geçen davacıların hem vekillerine hem kendilerine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Ancak HMK’nın 73, 81, 82 ve 83. maddeleri, Avukatlık Kanunu’nun 41. maddesi, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddesi gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılması zorunludur. Emredici nitelikteki bu düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak, vekili varken asile gönderilen tebligatlar yok hükmünde olup sonuç doğurmaz. Bu duruma göre, davada kendisini vekil ile temsil ettiren ve kararı temyiz eden davacı asiller… ile …’e yapılan gerekçeli kararın tebliği işlemi yok hükmündedir. Mahkemenin gerekçeli kararı hükmü temyiz eden davacılar vekiline usulüne uygun olarak ilk kez 26.10.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davacılar vekili tarafından 17.12.2015 tarihinde temyiz başvurusu yapılmıştır. Hal böyle olunca, gerekçeli kararın tebliğ edildiği 26.10.2015 tarihi ile temyiz tarihi olan 17.12.2015 tarihi arasında 6100 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/I. maddesinde öngörülen 15 günlük temyiz süresinin geçmiş olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin temyiz inceleme isteminin süre yönünden REDDİNE, 13.11.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Seri Muhakeme Usulü ve Kapsamındaki Suçlar
Tahmini okuma süresi: 4 dakika

Seri muhakeme usulü, ceza adalet sisteminde yargılama sürelerinin kısaltılması, iş yükünün azaltılması ve failin suçun hukuki sonuçlarını süratle kabul ederek uyuşmazlığın mahkûmiyet benzeri bir mutabakatla çözülmesini sağlayan alternatif bir yargılama modelidir. 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesine eklenen bu kurum, Anglo-Amerikan hukukundaki “plea bargaining” (pazarlık) modelinden farklı olarak cezanın alt-üst sınırının tamamen taraflarca serbestçe tayin edildiği bir pazarlık değil; yasal sınırlar ve indirim oranları kanunla belirlenmiş, rızaya dayalı ve yargıç denetiminden geçen özel bir usuldür.

Usulün işletilebilmesi için soruşturma evresi sonunda yeterli şüpheye ulaşılmış olması ve öncelikle 5271 sayılı CMK m. 171 uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) şartlarının bulunmaması gerekir.

Seri Muhakeme Usulüne Tabi Suçlar

5271 sayılı Kanun’un 250. maddesinin 1. fıkrasında seri muhakeme usulünün uygulanabileceği suçlar sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesiyle sayılmıştır. Bu katalog dışındaki suçlarda bu usulün tatbiki kanunen mümkün değildir:

1. Türk Ceza Kanunu Kapsamındaki Suçlar:

  • Hakkı olmayan yere tecavüz: TCK m. 154/2 (köy tüzel kişiliğine ait veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt etme) ve TCK m. 154/3 (kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmaz malları işgal etme veya bunların sınırlarını değiştirme).
  • Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması: TCK m. 170/1 (yangın, patlama, çökme gibi tehlikeli fiiller veya silahla ateş etme) ve TCK m. 170/3.
  • Trafik güvenliğini tehlikeye sokma: TCK m. 179/2 (kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin can, mal veya sağlıkları bakımından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etme) ve TCK m. 179/3 (alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli şekilde sevk ve idare edemeyecek halde araç kullanma).
  • Gürültüye neden olma: TCK m. 183.
  • Parada sahtecilik: TCK m. 197/2 (sahte parayı bilerek kabul etme) ve TCK m. 197/3 (sahteliğini bilmeden aldığı parayı sahte olduğunu öğrendikten sonra tedavüle koyma).
  • Mühür bozma: TCK m. 203.
  • Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan: TCK m. 206.
  • Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama: TCK m. 228/1.
  • Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması: TCK m. 268.

2. Özel Ceza Kanunları Kapsamındaki Suçlar:

  • 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun: 13. maddenin 3. fıkrası (vahim olmayan ateşli silahlar ile bunlara ait mermilerin pek az sayıda taşınması veya bulundurulması) ile 15. maddenin 1., 2. ve 3. fıkralarında düzenlenen suçlar.
  • 6831 sayılı Orman Kanunu: 93. maddenin 1. fıkrasında düzenlenen orman alanlarının işgali ve açılması suçu.
  • 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanun: 2. maddesinde düzenlenen suç.
  • 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu: Ek 2. maddesinin 1. fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.

Usulün Uygulanma Koşulları ve Süreci

1. Bilgilendirme, Teklif ve İradilik Şartı

Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür (5271 sayılı CMK m. 250/2) 1. Ancak usulün uygulanmasına ilişkin resmi teklif münhasıran Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Şüphelinin bu teklifi zorunlu müdafii huzurunda kabul etmesi usulün geçerlilik şartıdır (5271 sayılı CMK m. 250/3).

2. Yaptırımın Belirlenmesi

Cumhuriyet savcısı yaptırımı şu aşamalarla tespit eder:

  • Temel Ceza ve Artırımlar: 5237 sayılı TCK m. 61/1 hükmü gözetilerek kanuni alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenir; koşulları varsa zincirleme suç (5237 sayılı TCK m. 43) hükümleri tatbik edilir.
  • Yarı Oranında Yasal İndirim: Belirlenen bu cezadan yarı oranında (%50) zorunlu kanuni indirim yapılır (5271 sayılı CMK m. 250/4).
  • Bireyselleştirme Araçları: Ortaya çıkan sonuç hapis cezası, şartları varsa Cumhuriyet savcısı tarafından 5237 sayılı TCK m. 50 uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya TCK m. 51 uyarınca ertelenebilir (5271 sayılı CMK m. 250/5).
  • HAGB Uygulaması: Savcı, koşullarının gerçekleştiği kanaatinde ise 5271 sayılı CMK m. 231 hükmünü (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kıyasen uygulayabilir (5271 sayılı CMK m. 250/6).
  • Güvenlik Tedbirleri: Seri muhakeme yaptırımı, kanunda öngörülen güvenlik tedbirlerinin (müsadere, sürücü belgesinin geri alınması vb.) uygulanmasına engel oluşturmaz (5271 sayılı CMK m. 250/7).

3. Mahkemeye Başvuru ve Talep Yazısının İadesi

Cumhuriyet savcısı, şüphelinin kimliğini, isnadı, olay özetini, teklifin kabul edildiğini ve belirlenen yaptırımı içeren ayrıntılı bir talep yazısıyla görevli asliye ceza mahkemesinden talepte bulunur (5271 sayılı CMK m. 250/8).

7331 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle talep yazısının iadesi müessesesi ihdas edilmiştir. Talep yazısında şekli eksiklik bulunması, belirlenen yaptırımda maddi hata yapılması, TCK m. 50, m. 51 veya CMK m. 231’in objektif koşulları gerçekleşmediği halde uygulanması ya da uygun güvenlik tedbirinin gösterilmemesi hallerinde mahkeme talep yazısını başsavcılığa iade eder; savcılıkça düzeltilen talep yazısı mahkemeye yeniden sunulur (5271 sayılı CMK m. 250/8).

4. Mahkemenin İncelemesi ve Karar

Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda bizzat dinler (5271 sayılı CMK m. 250/9). Mahkemece;

  • Şüphelinin eylemi özgür iradesiyle kabul edip etmediği,
  • Eylemin seri muhakeme usulü kapsamında kalıp kalmadığı,
  • Dosyadaki delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerekip gerekmediği denetlenir.

Mahkeme bu şartların varlığı halinde, savcılığın talep yazısında belirtilen cezadan daha ağır olmamak üzere hüküm kurar. Mahkeme şartların oluşmadığı veya beraat verilmesi gerektiği kanaatindeyse talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sürdürülmesi için dosyayı savcılığa gönderir. Mazeretsiz olarak duruşmaya gelmeyen şüpheli usulden vazgeçmiş sayılır (5271 sayılı CMK m. 250/9).

Seri Muhakeme Usulünün Uygulanamayacağı Haller ve İstisnalar

Kanun koyucu belirli kişi ve durumlarda bu usulün uygulanmasını mutlak olarak engellemiştir:

  • İştirak Hali: Suçun birden fazla kişi tarafından iştirak halinde işlenmesi durumunda, şüphelilerden birinin dahi usulü kabul etmemesi halinde diğer şüpheliler hakkında da seri muhakeme usulü uygulanamaz (5271 sayılı CMK m. 250/11).
  • Kapsam Dışı Suçla Birlikte İşlenme: Seri muhakeme kapsamındaki bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte (örneğin TCK m. 179/3 trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ile TCK m. 89 taksirle yaralama suçunun bir arada) işlenmesi halinde seri muhakeme usulü uygulanmaz (5271 sayılı CMK m. 250/11).
  • Yaş Küçüklüğü ve Akıl Hastalığı: Suç tarihinde veya yargılama sırasında fiil ehliyeti ve kusur yeteneği yönünden koruma gerektiren şüpheliler hakkında bu usul işletilemez (5271 sayılı CMK m. 250/12).
  • Şüpheliye Ulaşılamaması: Şüphelinin soruşturma dosyasındaki adresinde bulunamaması, yurt dışında olması veya başkaca nedenlerle kendisine ulaşılamaması halinde usul tatbik edilemez (5271 sayılı CMK m. 250/13).

Delil Yasağı Güvencesi

Şüphelinin savunma hakkını teminat altına almak amacıyla kanunda mutlak bir delil yasağı öngörülmüştür: Seri muhakeme usulünün mahkemece reddedilmesi, şüphelinin vazgeçmesi veya herhangi bir sebeple sonuçlandırılamaması hallerinde, şüphelinin bu usul sürecinde yaptığı kabul beyanları ile sürece ilişkin tüm belgeler, takip eden genel soruşturma ve kovuşturma evrelerinde aleyhe delil olarak kullanılamaz (5271 sayılı CMK m. 250/10).

Kanun Yolu

Mahkemece seri muhakeme usulü doğrultusunda kurulan hükme karşı istinaf kanun yolu değil, genel hükümler çerçevesinde itiraz kanun yolu öngörülmüştür (5271 sayılı CMK m. 250/14). İtiraz mercii, incelemesini şüphelinin müdafi huzurundaki rızasının sıhhati (3. fıkra) ve mahkemenin yasal şartları denetim sınırları (9. fıkra) yönünden şekli ve hukuki denetimle sınırlandırarak gerçekleştirir.

Powered by Joinchat